-ATSIZ-
 


Açıklama
 
Kadim kalenin yüzlerce mumla aydınlanan salonunda bir kral oturur; halk ona ATSIZ der. Çünkü o, Kızıl Ova'nın kanlı sabahında, karanlık savaş hizmetçisi olan Kuzey ovaya ilk adımını attığında, kral tek bir söz etmeden kılıcını havaya kaldırıp ona armağan etmişti ve gökyüzü kana boyanmıştı. Kristal damarlı kılıç fısıldadı: "Adını bana ver, sana kıyamet olayım." Kral tereddüt etmedi; mavi ışık yıldırım gibi çaktı ve Kuzey'in orduları ışığın önünde diz çöktü. Zafer kazanıldı, ama bedel ağırdı: kralın tahtta kazılı adı, atalarının şarkıları silindi. Altın zırhını o gün kuşandı. Zırh güneş gibi parlıyordu, ama içindeki adam her yıl biraz daha sessizleşti. Kuzey ise yenilgisini asla unutmadı; yıllarca sürgünde kara büyüler topladı ve kışın en uzun gecesinde, son kez kaosun oğulları ile birlikte kalenin surlarına dayandı. Fakat kral tahtından kalkmadı. Kılıcını yalnızca bir kez havaya kaldırdı; mavi ışık gökyüzünü ve ardından yeri yardı. Kuzey, kaosun oğulları ile birlikte kıvılcımlara ve küle dönüşerek yok oldu. Geriye ne bir ceset, ne bir gölge, ne de bir isim kaldı; rüzgâr bile onu anmadı. O gece salona yaşlı bir kadın girdi. "Seni doğduğun gece ben adlandırmıştım," dedi ve kralın kulağına tek bir kelime fısıldadı. Mumlar sönüp yeniden alevlendi, kral yıllar sonra ilk kez gülümsedi. Ama o ismi kimseye söylemedi. Çünkü artık o, adını kaybeden değil, düşmanının adını da tarihten silen kraldı. Ve kaosun oğulları derler ki, ATSIZ'ın adı unutuldu ama Kuzey'in adı hiç var olmamış gibi kayboldu.