Selman


Açıklama
 
DARK GLORY Hanı’nın isli tavanı altında sandalyeler havada uçuşuyor, sarhoş muhafızların naraları duvarlarda yankılanıyordu; ancak onun için dünya, üzerine dirseklerini yasladığı bu çürümüş ahşabın bin yıllık kederinden ve o üç altın sikkenin üzerine sinmiş onlarca ölü elin soğukluğundan ibaretti. ​Önündeki şarap lekesi, kurumaya yüz tutmuş bir darağacı gölgesi gibi masanın damarlarına sızıyor; o ise bu karaltıda, kendi sonunun değil, bizzat insanlığın tükenişinin haritasını izliyordu. Bakışları, masanın üzerindeki gölgelerden bile daha ağırdı. Vücudundaki o parlayan yarıklar, sanki derisinin altında hapsolmuş bir güneşin dışarı sızma çabasıydı; her biri birer yara izi değil, birer mühür gibi parlıyordu. ​Bir kavgaya girmek için fazla yorgun, bir savaşı bitirmek içinse fazla güçlüydü. Parmağını şakağına dayamış, etrafındaki kaosu bir tiyatro oyunu izler gibi büyük bir tepkisizlikle süzüyordu. Bağırıp çağıranların arasında sessizliğiyle hükmeden tek kişiydi. Arkasında patlayan kavga onun gölgesine bile dokunamıyordu; çünkü herkes biliyordu ki, eğer bu adam elindeki kupayı bırakıp yerinden kalkarsa, hanın içindeki gürültü yerini mezar sessizliğine bırakacaktı. ​Damarlarında saf lav taşıyan bir yanardağ gibiydi; patlamıyordu ama sadece orada var olması bile tüm odayı eritip şekle sokmaya yetiyordu.